7 Mayıs 2025 Çarşamba

Hadi Tartışalım,Beretta'm Hazır!

 İngilizce öğrenmeye ilk başladığım zamanlarda,"Oxford University Press NewHeadway" serisi kitaplarında,"Let's discuss this topic in the classroom!"(Bu konuyu sınıfta tartışalım!) gibi ders cümleleri geçerdi.İşte o zamanlar bile,bu Discuss-Tartışmak fiili beni gülümsetirdi.Çünkü "onların" kültürüyle,benim kültürümün arasında,bu fiil daha farklı anlamlar içeriyordu.

Gazetelerde hep okuruz,"Esnafla Müşteri arasında tartışma çıktı,Esnafın oğlu da müdahale edince kan aktı=2 Ölü" gibi haberler bu ülkede sıradan Ad(l)i Vakadır.Bunu da herkes iyi bildiği için,Mesela Bir sosyal ortamda,sesler biraz yükselince,varsa Abiler,"Tamam Gençler,Tartışmayın!" diye müdahale ederler.Bu yazıyı okuyan bir Yabancı varsa,eminim şaşıracaktır=Tartışmanın nesi kötü olabilir ki?

Ben bunu Hollanda'da yaşayan bir Türk gencinden okumuştum.5-10 genç parkta bir araya gelir,çok yüksek sesle olmasa da aralarında söz dalaşı yapar,bağırıp çağırmasalar da birbirlerine hakaret ederler,belki bazen de küfrederler,sonra da sessizce dağılırlarmış,Adeta stres atarlarmış!Ben Aynısının Esenyurt'ta,Adana'da,Gültepe'de olabileceğini hayal bile edemiyorum!Gençler zaten "Dolu" gelir,eminim hemen "Kelebek"ler,Sustalılar,Beretta'lar konuşmaya başlardı!

Konuyu dağıtmadan açıklayayım,ama "Efendim bizde Tartışma Kültürü yok!" gibi,zaten hep duyduğunuz klişelere başvurmadan bunun nedenlerine inerek kısaca açıklamayı deneyeyim.

1.Kısasa kısas kültürü.Sarhoşken birine küfredersin,o da altında kalmaz,intikamını alır.Dilin kemiği yoktur,bir Tartışma-Ağız dalaşı-Kavga anında ağzından kötü bir şey çıkar,karşındaki de şiddete başvurmayı kendince haklı görür vb.

2.Gurur.Bir Sinir Hastası kadar bol,her türlü Taşikardi,kalp-damar-anjiyo destekli gurur ve sanki Dünyanın en önemli insanıymışsın gibi yaşanan "Ali Rıza Bey Onuru"!

3.Benim şerefime kimse leke süremez,Ben adamın alnını karışlarım tarzı,Sanki Kurtlar Konseyi'nde Baron'muşsun gibi edinilen Akıl Hastalığı Mentalitesi.

4.Sabırsızlık,Yenme duygusu,Güç gösterisi,Şan,Ün,Şeref,Namus,Haysiyet gibi kültürel özellikler.(Gelip geçmiş ve gelip geçecek milyarlarca insandan birisin,biri sana Trafik sıkışıklığında küfretse ne olur?Kendini ne sanıyorsun,Sezar mı,Kayzer mi,Şah mı,Çar mı?)

5.Karşıt Fikirlerin değil,Karşıt Dünyaların Savaşı! Karşısındakine fikrini kabul ettirmeyi "Tartışma" sanma!

6.Durmasını bilmemek,Vur deyince öldürmek,Kara Cehalet,Eğitimsizlik gibi Kültürel Özellikler.Vs.vs.

Yarım yüz yıl önce bile,Türkiye'deki Liselerde,Üniversitelerde "Münazara"lar düzenlenirdi,ama bu,elbette,Discuss fiilinden çok daha farklı bir anlam ifade ederdi.O zamanlarda bile biri konuşur,sanki "Ana Britannica'dan ezberlemiş gibi,kitap okur gibi" anlatır,karşısındaki de aval aval dinler,konuşma sırasının gelmesini beklerdi,yani Fikirler çarpışmazdı,bugünün deyimiyle bir "Brain Storm" yaşanmazdı.Hoş,bugün o bile yok!Ben Ankara Gazi'de "Gelin Dostlar,şu PKK konusunu,Komünizm,İslam,Alevilik,Ülkücülük konusunu,Cafe'yi,izin alıp kapatalım,orada dosdoğru bir tartışalım!" diyebilecek,çıkarsa da,buna taraftar bulabilecek birileri olduğunu sanmıyorum.Ben Üniversitedeyken bile "Fikir Klüpleri" ne işe yarar,buradan bir "Fikir-İdea-Apriori-Aposteriori" çıkar mı,bunu bile anlamazdım.

Meramım,Daha önce söylediğim gibi,Tartışmayı bilmiyoruz klişesini hiç kullanmak istemezdim,ama gerçekten bilmiyoruz!Bizim yaptığımız,Hodja'ların huzurunda olsa olsa,"Münazara",ki o da Dostlar alışverişte görsün mantığıyla kurgulanmış Müfredat Zorunluluğu.Sözlüklere baktım,araştırdım,bu fiil için aynı zamanda,"Münakaşa Etmek" açıklaması geçerli.Biz de Toplumsal Hayatımızda,Mesela,Karı Koca ilişkilerinde,bu fiili "Ben seninle bu konuyu tartışmak istemiyorum-Münakaşayı kes,Evde görüşürüz" anlamlarında kullanıyoruz. Yani ya bu fiil bize uymuyor,yeniden bir Türkçe karşılık türetmeliyiz,ya da "Medeniyet" bize uymuyor!

Ne yazık ki durum bu!


28 Nisan 2025 Pazartesi

Türkiye'de Yobazlığın Tarihi

 Türkiye'de "Yobaz" sözcüğü genelde,Aşırı dinci,Bağnaz,Geri kafalı insanları tanımlamak için kullanılır.Oysa bu sözcüğün,aslında,Aşırı Dinci,Sağcı Solcu,Komünist ya da Ülkücü olmakla bir ilgisi yoktur ve yeniliğe kapalı,açık fikirli olmaktan nefret eden tüm insanlar için kullanılabilir.Evet,Nedir Yobazlık?

Elbette,ben burada bir kitap yazmıyorum,yerim sınırlı,bir makale kaleme alıyorum.Ancak Yobazlıkla ilgili bir kitap yazacak olsam,konuyu her Tarihçi gibi,Genç Osman'dan ya da 3.Selim'den başlatmazdım,Fatih'ten başlatırdım.Tüm Osmanlı Tarihi'ne baktığımızda,Yobazlık,kısaca,"İstemezük!" kafasıdır ve Türk Tarihi binlerce İstemezük Vakasıyla doludur.

Ortak kanıya göre,Fatih,Osmanlı'nın En Modern Padişahıydı ve bambaşka bir İmparatorluk hayal ediyordu.Bosna'yı aldı,İtalya'nın bazı bölgelerini aldı,Sarayında,Hurufilerden tutun Hristiyanlara herkese kucak açtı.Şairleri,Bilim İnsanlarını,Farklılıkları koruyup kolladı ve yine ortak kanıya göre,"zehirlenmeseydi" Roma'yı ele geçirme hayali kuruyordu.(Belki de dinler üstü bir "Kayzer" olma hayalî kurmuştu.)İşte Fatih'in ölümünü (ya da zehirlenmesini) ilk "İstemezük Vakası" olarak kabul edebiliriz,çünkü onun fikirleri ve davranışları,zamanının pek çok Yobazını rahatsız ediyordu.

Türk Tarihi,söylediğim gibi,binlerce yobazlık vakasıyla doludur ve bunları zaten herkes bildiği için kısa kısa değineyim=Yavuz,Kanuni,Sarı Selim,Köprülü Ailesi...İşler kötüye gider,Devlet bozulur,Genç Osman Yeniçeri Ocağını kaldırmayı düşünür,vahşice öldürülür,Lale Devri,Patrona Halil İsyanı,Villalara saldırılır,her türlü yenilik yakılıp yıkılır,Sultan 3.Selim reformlar yapmaya kalkar,öldürülür,Sultan 2.Mahmud devri,Yeniçeri Ocağı adeta bir İç savaş havasında kaldırılır,Fes Pantolon getirilir,her türlü yeniliğe düşman yobaz çevre hep direnir vs.vs.

Ben aslında bunları anlatmak istemiyorum,Atatürk ya da İnönü dönemlerini,Inkılaplara yobazların nasıl direndiğini de yazmak istemiyorum,Tarihçiler bunları zaten yazıyor.Ben daha çok Yakın tarihimize ve yobazlığın bu ülkede nasıl egemen olduğuna vurgu yapmak istiyorum.Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nde Yobazlık örnekleri nelerdir?

Ben bunu Ecevit'in bir röportajında dinledim,TRT,Televizyon getirmek istemiş,o sırada sadece Radyo yayını varmış,zamanın tüm solcuları karşı çıkmış,Kronolojiye aldırmadan anlatayım,Devlet Baraj yapmak,GAP Projesi yapmak istemiş,birileri karşı çıkmışlar,Devlet Boğaziçi,FSM Köprüleri yapmak istemiş karşı çıkmışlar,Devlet Gökdelenlere izin vermiş,karşı çıkmışlar...İşte benim anladığım yobazlık tam anlamıyla budur ve yobazlık sağ sol tanımaz! Kişi solcu bile olsa,Yobaz yobazdır!

Yobazlığın her türlü yeniliğe,her türlü açık topluma,hür düşünceye karşı olmak olduğunu anlamamız lazım.Türkiye'de genelde bu konular bir Polemik malzemesidir ve sürekli temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konur ve de Kamuoyu buna balıklama atlamayı çok sever.

90'lı yıllarda,benim ergenliğimde,bir "Gökkafes" Vakası yaşandı ve Özel televizyonlar haftalarca yayınlar yaptılar.Konu neydi?Birisi Boğaz kenarına Gökdelen dikmişti ve o araziyi alan razıydı satan razıydı,Devlet de Belediye de onayı vermişti,kim karışabilirdi ki?Bunun bir benzeri de,2010'lu yıllar da yaşandı.Moronun biri,kadrajı ayarladı,deklanşöre bastı ve "16-9 kuleleri,Hacı Leylek Camii'nin siluetini bozuyor" yaygarası kopardı ve Medya da buna Mal bulmuş Mağribi havasında saldırıya geçti.Kimisi "Traşlayın o kuleleri!" dedi,kimisi "Yıkın gitsin!" dedi,ben bir yiğit,seküler solcumuzdan beklerdim ki, desin,"Madem silueti bozuyor,o zaman Camiyi yıkın!",ama nerde?!

Konumuz anlaşılmıştır sanırım.Yüzlerce örnek var ki,say say bitmez=Beşiktaş,eski İnönü Stadını yıkıp aynı yere yeni bir stad yapmak istedi,yok Sit alanı,yok tarihi bölge diye adamlara kök söktürdüler.Yeni Stad yapıldı,tüm Medya "Avrupai,taraftar sanki sahada,tezahüratlarda ses desibeli rekoru kırıyoruz" diye övgüye başladı.AKP'nin ilk yıllarında,Sami Ofer adında Yahudi bir İşadamı "Galataport" ihalesini aldı,kıyameti kopardılar,Devlet de ihaleyi iptal etti.Sanırsın ki,İsrail İstanbul'u işgal etti! Sonradan,Doğuş Grubu Galataport'u hizmete açtı ve bugün burasının kime ne zararı var söyleyin?

Aslında bu,Sit alanları,"Yıkın şu Acarkent Villalarını" nidaları,"Altın Madenleri yapacaklar,siyanürle hepimizi zehirleyecekler" paranoyaları,bizim hayatı zerre kadar tanımamamızdan kaynaklanıyor,Dış dünyayı bilmememizden kaynaklanıyor.Düşünün,Taksim Topçu Kışlası yeniden yapılacak diye,Gezi Parkı'ndaki üç beş ağaç yüzünden ülkede neredeyse İç savaş çıkıyordu!

Konuyu toparlayayım=Bu yobazlık elbette,sadece Mimariye,Yeniliğe,İlerlemeye karşı olmakla ilgili değil,kültürün tamamı yobaz!Din,hayattan zevk almayı yasaklıyor,"fani" dünyayı güzelleştirmeyi yasaklıyor,çoğu kişi de,ben zar zor geçiniyorum onlar Villada Plazada yaşıyor düşüncesiyle,bu gibi yeniliklere kin güdüyor.Patrona Halil İsyanı nedenleri de bu!Peki haklılar mı?

İşte Solun asıl yapması gereken burada devreye girmek.Solculuk,Herkes Gecekonduda otursun değil,herkes Villada Plazada yaşasın mantığı olmalı.Yeryüzünün tüm zenginliklerini beraber paylaşalım mantığı olmalı,her şeyi yakıp yıkalım mantığı değil! Patrona Halil kafası bu!

80'li yıllarda Turizm,Otel,Tatil köyü yatırımları başladı.Bir sorun o İşadamlarına kim bilir hangi engellerle karşılaştılar.Her bulduğu harabe binaya "sit alanı" damgası vuran Devlet,Anlı şanlı Ankara Mimarlar Odası,ÇED Raporları vs...Peki niye bugün herkes,yaz gelse de Güney'e aksak hayalinde?

Yobazlık,cehalettir,Gayri medeniliktir,ilkelliktir,Hayattan zevk almayı engellemektir.Elbette çoğu kişi başlığa bakıp,açık saçık giyinenlere,yobazlar kızıyorlar temalı bir yazı okuyacağını düşünebilirdi.Ben Yobazlığın farklı bir detayına parmak basmak istedim.Yoksa herkes biliyor,Dekolte giyersin kızarlar,Haç takarsın kızarlar,Cumhuriyet okursun küfrederler,Şiir yazarsın kızarlar,TRT Sansürleri,Makaslanan filmler,toplatılan kitaplar,gözleriyle linç eden yaşlılar Vs.vs.

Son sözüm şu,İster Sağcı olsun ister Solcu olsun,Ben halimden memnunum,Nuh devrinden kalma Müstakil evimde Vita teneke kutusunda çiçek yetiştirmeyi seviyorum,Modern dünya bana göre değil diyorsanız,Mesela Moğolistan'a gidebilirsiniz.Gerçekten güzel,büyük,doğal ve bozulmamış bir ülke.Steplerde bir çadır kurarsınız,sessiz sedasız yaşarsınız.Cidden!

Böyle düşünüyorsanız,Gidin lütfen,gidin ki,Eski Türk Filmlerinde klişe olan "Ben bu Müstakil evi-Konağı Müteahhit'e vermem,içinde anılarım var,evimi yıktırıp apartman yaptırmam" tarzı konuşan bunak teyzeler gibi gençliğimizi zehirlemeyin!




17 Aralık 2024 Salı

KURTAR BENİ !

 1982


Sokağına baktı.Bu harabelikler,bu izbelikler,bu yıkıntılar,bu döküntüler...Bana bir fırsat verilse tüm sokağı yıkarım ve yeniden yaparım diye düşündü.

Mahallesine baktı.Kırık dökük evler,kıvrıla kıvrıla giden ucube sokaklar,parçalanmış kaldırım taşları,eski bacalardan sızan kömür kokusu;Eski  Bakkal,Yorgancı,Süpürge imalatçısı,tabelasız dükkanlar,iç içe girmiş, boyası sıvası atmış müstakil evler,geceleri sanki Allah'ın bile terk ettiği çıkmaz sokaklar,sabaha karşı gevrek kokusunun sigara dumanı kokusuna karıştığı Fırın...Ben olsam tüm mahalleyi yıkar ve yerine Villalar,Uydu kentler,yeşil alanlar yaparım diye düşündü.

Kentine baktı.Otomobiller,Binalar,Stadyum,Bisikletler,Traktörler,Pakistan Minibüsleri gibi süslenmiş Köy Minibüsleri,Eski Java,OGAR,MZ,Peugeot Motosikletler,Yeşil Murat124'ler, Kahverengi Renault12'ler,Barakadan Bozma Hastane,yollarda arkasında siyah toz izi bıraka bıraka giderek kömür taşıyan At Arabaları...Üçüncü Dünya diye düşündü,biz çok geri kalmış bir ülkeyiz...Acaba Ben Belediye Başkanı olabilir miyim?

Ülkesine baktı.Allahaşkına burada yaşanır mıydı?Büyük Şehirlerde bir iki semt ya da bir iki mahalle gerisi harabe!Her şeyi yıkmak gerek diye düşündü.Tüm Türkiye'yi yıkıp yeniden yapmak gerekir dedi kendine.Boğaz'da üç beş Yalıyla güzellik olmazdı.Her şey Türkiye'nin faydasına olmalıydı.Para lazım çok dedi kendine,Ekonomi okumalı,İnsanları,Apartmanları,Parkları,Otomobilleri,Okulları,Cezaevlerini,Adliyeleri,Valilikleri,Her şeyi,tekrardan düzenlemeli,yenileştirmeli;yoksa hep böyle sürüneceğiz!

Dünyaya baktı.'Batı' fena değildi,ama o da sonuçta 'Doğu'nun iyisiydi.Doğu ise hiç sormayın!Hayır,Londra'yı da sevmiyordu,Kahire'yi de!Buenos Aires'i de sevmiyordu,Manila'yı da!Tanrım bu dünya nasıl düzenlenecek dedi kendine;Para lazım,Aydınlanma lazım,okumak lazım,bir Politikacı olmalıyım,insanlara Deli Petro'nun,Atatürk'ün,İran Şahı Rıza Han'ın yaptığı gibi çeki düzen vermeliyim,Tüm Dünyayı kurtarmalıyım,Tüm Dünyayı yenileştirmeliyim,adeta yeni bir 'Cennet' yaratmalıyım...

Sonra da kendine baktı.Manisa Akıl Hastanesi'nde buldu kendini.Hemşireler bazen bu Egzantrik adamın hatırını soruyor,bazen de içeriye kontrolle soktuğu ve EKT (Elektro Şok) tedavisi yüzünden hiç okuyamadığı bir iki kitabın sayfalarını karıştırıyorlardı...


2015


Deliriyorsunuz, Haberiniz Yok!

Ben bunu daha önce İngilizce bir kaynaktan okumuştum.Bir iki hafta önce de Türk Medyası'nda yer aldı haber, ama Hande Erçel- Hakan Sabancı aşkı kadar "sansasyonel" olmadığı için, Güzide Medyamız üzerinde durmadı.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre 2050 yılına bile kalmadan, dünya nüfusunun yarıdan fazlası Akıl hastalıklarıyla bogusacakmis.Anksiyete'den Şizofreni'ye, Borderline Kişilikten Bipolar Düzensizliğe, artık Allah ne verdiyse,kim koca dayağından,kaynana dırdırindan, Astsubay tokadindan bıktıysa soluğu Psikiyatri Polikliniklerinde alacakmış; tıpkı bugünkü gibi!

Ben bu haberi aslında dünya nüfusunun üçte ikisi olarak hatırlıyorum,ama ne farkeder? Sonuçta bir gün hepimiz delirmeyecekmiyiz ki? Zaten bu dünyada yaşamak bile başlı başına bir delilik değil mi?

Psikiyatri bilimine göre, Akıl Hastalıklarının nedeni bilinemez;her şey olabilir: Çocukluk travmaları, iflas etmek, Genetik miras,sevdiğini kaybetmek,Terör ve Savaş ortamı, hatta hiç durmadan saatlerce günlerce yüksek sesle müzik dinlemek,hatta günlerce haftalarca kapalı ortamda kalmak,hatta civa'ya maruz kalmak... Dolayısıyla ben burada Saftirik Cumhuriyetçi-Aydınlanmacı yazarların sık sık yaptığı gibi "Ne oldu bize?","Nasıl bu hale geldik?" tarzı edebiyat parçalamak istemiyorum.Mamafih madem az biraz okumuş insanız düşüncelerimi bir beyin jimnastiğine dönüştüreyim.

Bazen kendimi tartiyorum, Psikoloji'de "Algıda seçicilik" kavramı vardır,acaba o yüzden abartıyor musun diyorum,ama yok, insanlara bakıyorum,sanki bu hastalıklar salgın gibi yayılıyor, Türkiye'de ne izlesem,kimi duysam bu hastalıklara yakalanmış. Akıl Hastaneleri bile dolup taşıyor!

Bunun nedenleri ne olabilir? Kendi ülkemi daha iyi tanıdığım için önce Türkiye hakkında konuşacağım.En başta Medya-Sinema-İnternet-Populer Kültür bambaşka bir dünya yarattı ve iyi mi oldu kötü mü oldu bilemem.Ancak dünya halkları buna hazırlıksız yakalandı.Hayallerinde bile göremeyecekleri güzellikleri,serveti ya da çirkinlikleri ve yoksulluğu gördüler.Bu değer yargılarını alt üst etti.Binlerce örnek vermek istemem lakin tek tuşla (ya da tıkla) hem seks gördüler hem cinayet,hem eğlence gördüler hem cenaze! Insanların ruh dünyası allak bullak oldu.

Yoksulluk konusunu es geçiyorum, çünkü dünya binlerce yıldır yoksul insan kaynıyordu,tek neden bu olamaz.Bununla birlikte yoksul insanların tutunacak dalı pek fazla kalmadı modern hayatla ve Batı'da alt kültürlere,karşıt kültürlere,bizde ise (Belki de tüm Doğu dünyasında) daha Radikal fikirlere kaydılar ve her Radikal kişi gibi uzlaşmaz bir ruh hastasına evrildiler.

Modern dünyada can güvenliği büyük yara aldı.Eskiden savaşlar vardı ama insanlar daha bilgisiz-cahil olduğu için bunlara katlanabiliyordu.Oysa bugün Türkiye'deki ya da Meksika'daki cinayetlerden tutun, Amerika'daki "Shooting" lere,bir hiç uğruna ölme anksiyetesi pek çok kişiyi sardı.-Bu ayrı bir konu ama İdam Cezası artık yok,iyi mi kötü mü bilmem!

Yediğimizden içtiğimizden soluduğumuz havaya, ilaçlardan aşılara her şey değişti.Komplo Teorisyeni manyaklar gibi "Hepimizi zehirliyorlar" demiyorum, dikkat edin.Bu zaten tarihin olağan sürecidir.Her şey değişir.

Iletişim çağı,Siber kültür kötü örneklerle dolu bir hayali (ya da kabusu) bize pompaladi.-Nasil bomba yapılacağını internetten öğrenebilirsiniz ya da birisini nasıl zehirleyebileceginizi bir diziden kolaylıkla hafızanıza kaydedebilirsiniz.

Dünyanın her yerinde Zengin-Güzel-Mutlu imajı bize satıldı.Buna erişemeyeceğini bilen ezici çoğunluk öfkeli, küfürbaz,sinirli bir ruh haliyle içip içip birbirini yumruklayan; hiç bir etik yasası tanımadan birbirini dolandıran nefret dolu ayak takımı bir güruh yarattı.

Eskiden Pozitivist Aydınlanmacılar "Her şey Ailede başlar" derlerdi,ama Aile kavramı iyi olsa bile Okullar ve Toplum, çocukları,dört nala koştura koştura Atı çatlatan ulaklar gibi, başarıya, zenginliğe,kariyere, akademiye sürdüler.Kimileri başarılı oldu,ama geride kalan muslukcular, aşçılar, berberler "sıradan" bir hayat yaşamanın,belki de ezikligini duydular.

Toparlarsak, dünyanın en mutlu ülkeleri, bilirsiniz, İskandinav ülkeleridir,ama orda bile İntihar,Alkolizm,Uyuşturucu gibi vakalar yoğundur ve en önemlisi bu insanlarda bir Amerikalı sevecenligini görmezsiniz.Birbirleriyle ve Yabancılarla konuşmazlar bile!- E Norveç bile böyleyse, canım Türkiyem ne yapsın?

Sözün özü artık akıl sağlığı yerinde olmayan bir dünyaya doğru hızla gidiyoruz.Ben Psikiyatrist değilim, Sağaltım'dan başka ne yapılır bilemem,ama tek bildiğim şu: Kabullenmek!Evet,bu ayıptır,rezalettir, günahtır demeyeceksiniz,benim oğlum benim kızım Psikiyatri hastası olamaz demeyeceksiniz ve ona tedavi imkanı sağlayacaksınız.Tek fikrim bu!

Bu Çağ'da hâlâ psikiyatrik hasta olmayı bir rezalet olarak görüyorsanız, üzülmeyin artık sizin gibi milyarlarca daha hasta var.

Deliriyorsunuz, önlemini alın ve yeni bir Dünya yaratın.Söyleyecegim bu kadar!




CHP Nasıl Kurtulur?

'Asla Kurtulamaz'! diyerek aslında yazıyı başlamadan bitirmek isterdim.Ama madem ki bu kadar iddialı bir konu seçtik,kendi siyasi düşüncelerimi ve niye bu kanıda olduğumu,sıradan bir CHP seçmenine anlatır gibi açıklamaya çalışayım.

Öncelikle CHP,Türk seçmeni için ne anlam ifade ediyor ona bakalım.Herkesin bildiği gibi CHP 1923 yılında kurulmuş ve T.C. ile aynı yaşa sahip şu an ki en eski partidir.Kuruluşu da Devlet eliyle olmuş ve 1923-1950 arası tam bir 'Devlet Partisi' statüsünde Türkiye'ye yön vermiştir.Doğrudur bu yıllarda bazı 'İnkılaplar' CHP sayesinde hayata geçirilmiş,ama 1950 sonrası Demokrasinin 'gelmesiyle' birlikte CHP için kötü günler eşikte belirmiştir.1950'den sonra da CHP ,bugünkü 2023'e kadar 'Karaoğlan Ecevit' faktörünü saymazsak,bir daha doğru dürüst hiç İktidar yüzü görmemiştir.Peki ne olmuştur da Cumhuriyeti kuran parti,bir daha hiç Cumhuriyeti yönetmeyi ve iktidar olmayı başaramamıştır?

CHP'nin önce Sağ-Muhafazakar cepheden fotoğrafını çekelim.CHP niye sevilmez?Elbette bunun nedenlerinden ilkinin 'Din düşmanlığı demeyelim de,Dine set çekip Laik bir toplum ve Devlet inşa etme' ideali olduğunu İlköğretim çocukları bile bilir.Bu anlayış da Yeminli CHP Düşmanı büyük bir kitle yaratmıştır ve bunun izleri Türkiye Cumhuriyeti yaşadığı sürece devam edecektir.Ama ben nedenin bir tek bu olduğunu asla düşünmüyorum.Bu kadar basit olamaz bu ve aslında Ana neden CHP'nin uyguladığı,daha doğrusu uygulayamadığı Ekonomi Politikaları sonucu Halkın "hep yoksul yine yoksul"  kalmasıdır.Bir diğer neden de,Alaturka Müziğin yasaklanmasından tutun Şapka Devrimine,Ağır Vergilerden tutun,çok uzun Askerlik Sürelerine,Jandarma Dipçiğiyle kurulmuş Kültürel Yasaklardan tutun,gık diyenin tepesine binen Yargı Sistemine kadar Halkı bezdiren 'Diktatörvari' bir yönetimin iş başında olmasıdır.Yani basite indirgersek,'Geldi İsmet-Gitti Kısmet' Ekonomisi ve 'Yoksul adam şapka taksa ne olur fes taksa ne olur' mantığı Sağ kesime egemen olmuştur.Aslında bu konuda yüzlerce örnek verilebilir ama burası 750 sayfalık bir kitap olmadığı için kısa kesiyorum.

Bir de duruma,Sol-Liberal-Demokrat-Özgürlükçü kesimden bakalım.Ancak bu defa uzun uzun paragraflar yerine kısa maddelerle yetineceğim.Şöyle:

1-Dersim Olayları

2-Varlık Vergisi

3-Yunanistan ile Mübadele ve örneğin Trakya'dan Yahudilerin Sürülmesi Meselesi,Irkçı İskan Politikaları

4-Kürt kimliğinin tanınmaması ve baskılanması

5-Şovenist bir Milliyetçilik,Devleti Kutsallaştırma

6-Takrir-i SükunYasaları ve gerçekten de Homojen,Tek sesli ve Tek tip yurttaş-toplum yaratma ülküsü vs.

İmdi,bugüne gelecek olursak,doğrudur köprülerin altından çok sular akmıştır ve nasıl Dünya değiştiyse CHP'de değişmiştir.Ancak Partinin bu imajı,CHP adını duyunca tüyleri diken diken olan geniş bir kitlenin hala varlığını sürdürmesi gerçeğini silemez.Eğri oturup doğru konuşalım,niye CHP hep seçim kaybediyor,niye ancak %25-30 bandında sürünüyor?İşte bu CHP'nin maziden gelen yazgısıdır ve değişeceği de çok şüphelidir.

Toparlayacak olursak,2023 itibarıyla,bence,CHP'nin yapacağı en mantıklı tercih CHP'yi lağvetmek olurdu.Evet,yanlış duymadınız.Parti kendini feshetse ve tüm kadrolarıyla başka bir parti kursa inanın daha başarılı olur ve İktidara gelip Türkiye'yi yönetebilirdi.Çünkü CHP İmajı bu ülkede inanılmaz yara aldı,kötülendi.

Ben CHP'nin tarihini iyi biliyorum.12 Eylül Askeri Rejimi tüm partiler gibi CHP'yi de kapattı.Ancak Deniz Baykal 90'lı yıllarda Türk Solu'nun en büyük hatasını yaparak CHP'yi tekrar diriltti ve eski defterler yeniden açılmış oldu.1989 Yerel Seçimlerinde o zamanki en büyük Sol Parti olan SHP seçimleri kazanarak İstanbul-İzmir-Ankara ve daha pek çok kentin Belediye Başkanlıklarını elde etti.Demem o ki SHP ile bu iş oluyorsa neden CHP ile 1.Parti çıkmak hayal haline geldi? Neden CHP'Lİ bir Cumhurbaşkanı görmek hayal haline geldi?

Özetle şunu söylüyorum.CHP her şeyiyle bitmiş bir partidir ve bu ülkede seçim kazanıp iktidar olması ancak balık kavağa çıkarsa mümkün olur.Sol,seçim kazanmak istiyorsa,yeni bir oluşum ve örnek veriyorum,'Birleşik Sol Parti' gibi yeni bir partiyle politik hayata atılmalıdır.Son 30 yıldır,Atatürk,Bayrak,Vatan Millet Sakarya Edebiyatı nasıl bir işe yaramadıysa,inanın bundan sonra da yaramayacaktır.Ben bile hep 'Sol' kazansın istediğim halde,hiç CHP'ye oy vermedim ve vermem de!

Umarım bu düşüncelerim birilerinin kulağına küpe olur.A.Einstein'in sözü gibi,'Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklemek,deliliktir' ve ben bu deliliğe ortak olmak istemiyorum!


Türkiye'de Bir Tabu: Psikiyatri!

Uzak bir akrabamız vardı.Karısı Türkiye'deki ünlü,"Santa Monica" okullarından mezun.Babası çok zengin bir Profesör.Ama, biliyor musunuz,son yıllarını evde zincire bağlı halde geçirdi.Çünkü, Doktorlar "Alzheimer mı Demans mı yoksa başka bir psikiyatrik hastalık mı",bizim bilmediğimiz bir hastalığa yakalandığına hükmetmişlerdi.(Ya da bu konuları konuşmak utanç olduğu için eşe dosta öyle söylenmişti!)Esas trajik yönü ise,Ailesi bu hastayı çok iyi bir Bakım Merkezi'ne yatırabilirdi.(Hoş böyle Alzheimer gibi,Psikoz, Şizofreni gibi sorunlu ya da şiddete meyilli olabilecek hastalarin yatırılabilecegi, Bakırköy, Erenköy,Lape gibi Akıl Hastaneleri dışında ya da 2-3 Dolar "Depo"su Özel Akıl Hastaneleri dışında,Modern merkezler, Bakım evleri, Huzurevleri var mı, Huzurevleri böyle sorunlu hastaları kabul eder mi,(Yoksullar için söylüyorum)buna para yeter mi,bu da araştırılması,uğraşılması gereken konulardan.)Ama yapmadılar,belki de "Duyulmasın,millete rezil olmalıyım" düşüncesini taşıyorlardı.Yine bir ihtimal dahilinde,"Alıp başını gitmesin,Belli mi olur,bize saldırmasın" diye zincirlerle bağlamışlardı.Bu durum da sözde Türkiye'nin en gelişmiş kenti İstanbul'da yaşanıyordu.

Bir kaç ay önce,Semtimizde Yaşlı bir Adamın,Kendisi gibi Yaşlı Karısını öldürdüğünü,Yerel Medya'dan okuduk.Çünkü Adam "Alzheimer" hastasıydı ve Eşinin kendisini aldattığı "zannıyla-şüphesiyle" yaşıyordu.Bu çoğu Alzheimer Vakasında yaşanan bir durumdu ve Ailesi ya cehaletten hastalığın farkına varmamış ya varsa bile ona tedavi imkanı sağlamamış ya da tedavi görse bile İlaçlarını düzenli kullanmasına dikkat etmemişti.Olan da masum bir kadına olmuştu.

Bugün Anadolu'da hala zincirle Samanlığa bağlanmış Şizofrenler, Zihinsel Engelliler var mı bilmiyorum ama geçmişte bunların yaşandığını çok okuduk.Osmanlı Akıl Hastalarını Musikiyle,Su sesiyle tedavi ederdi palavrasıyla büyümüş bizler,bir de bugünkü Psikiyatri Dünyasına bakınca şok oluyoruz.Bırakın Akıl Hastalarını topluma kazandırmayı,bu insanlardan bahsetmek bile ülkemde ayıp kabul ediliyor.Bugünün Türkiyesinde,hâlâ ve hâlâ Kızın,Yeğenin,Gelinin bir Akıl Hastalığı ile savaşıyorsa,ondan söz açmak bir utanç gibi görülüyor.Sanki öyle biri yok!Sanki o bir yaşayan ölü!

Ben burada pek çok örnek verebilirim,ama asıl maksat,bu tabuya dokunmak ve bu hastalar için daha iyi bir yaşam konforu sunmak olmalı.Şu an "Her İle Akıl Hastanesi" projesine,belki yeniyetme gençlik bir mizah teması gözüyle bakabilir,ama,Prof.Dr.Arif Verimli'nin bile yeni Hastaneler söylemini desteklediği unutulmamalı."Ateş düştüğü yeri yakar" der bir Türk Atasözü ve en yakınlarınız bu hastalıklara yakalanmadan bunu anlayamazsınız.

Dolayısıyla,bizim bu Psikiyatrik Hastalıklar konusunda daha çok Farkındalık yaratmak ve halkı bilinçlendirmek en büyük amacımız olmalı.Benim pek çok kez dile getirdiğim gibi,Yeni Hastaneler,Yeni AMATEM Merkezleri; yukarıda bahsettiğim gibi Şiddete Meyilli Hastalar için yeni Bakımevleri,Madde kullanımı dahil,topluma ayak uyduramayan bireyler için yeni Rehabilitasyon Merkezleri inşa etmemiz gerekli.

Psikiyatri Bilimine göre,bu hastalıklar,Beyin Kimyası değiştiğinde ortaya çıkar ve pek çok etkenin yanında(Mesela Genetik), Serotonin,Dopamin vb. hormonların az ya da çok olmasıyla ilgilidir.E bir kişide,Diabet hastaları nda olduğu gibi,her hangi bir hormon eksikse,bunda hastanın ne suçu olabilir ki?

Çok eski çağlarda,bu hastaları götürüp Issız Bir Adaya bırakırlarmış ya da içine cin girdi kötü ruhlar girdi diye yapmadık zulüm bırakmazlarmış.Ne yazık ki Batı'nın çoktan aştığı ya da hala aşamadığı bu konu,bizim ülkemizde bir tabu olarak kalmaya devam ediyor.

Demem o ki, Psikiyatri Hastası yakınlarınız ya da tanıdıklarınız varsa,bu konuları konuşmaktan çekinmeyin ve en önemlisi onlarla Empati kurmayı deneyin.Bu durum,ne ayıp ne utanç ne de günahtır!

Ezcümle,Sevgi belki hastalıkları tedavi edemez ama,en azından paylaşmak,empati kurmak ve bu hastaları yargılamamak toplumun yapacağı en büyük iyilik olabilir.Unutmayın ki siz de bir gün,sesler duyup kendinizi Fatih Sultan Mehmet sanmaya başlayabilirsiniz!

10 Mayıs 2024 Cuma

Türkler ve Renkler Tartışılmaz!

 Benim çocukluğumda,Kırmızı-Lacivert şeritli Kahverengi Gardiyan üniformaları vardı.Orhan Kemal romanlarından uyarlama filmlerde sizin de gözünüze takılmıştır.Jandarmalar da Gri desen değil,Kahverengi desen değil,üzerinde "JANDARMA" bile yazmayan tuhaf bir kıyafet giyerlerdi.Tek hatırladığım,şapkalarında,kırmızı-lacivert bir nokta vardı.Bu onun Jandarma olduğunu belirtirdi.

Tanzimat sonrası Osmanlı kültüründe,değişime ayak direyenler,bir zengin büyük ve güzel bir konak yaptırmaya kalktığında"Ne o,bu dünya da kalıcı mısın?" diye zenginleri aşağılarlarmış.(Bugün hala süren Gökdelen Nefreti bu dinsel nedene dayanır)Bu yüzden,bu dinsel dogmalar yüzünden bizde Çevre ve Mimari gelişmemiştir.Padişahlar bile Camiler dışında,onlarca yüzlerce Saray ya da gösterişli Hükümet binaları,Belediyeler yaptıramamıştır-Çünkü yaptırılan bazı Saraylar,hemen nefret çekmiş,hatta bazı Padişahların tahtına mal olmuştur.(Oysa Mimar Sinan gibi nice Dehalar yetiştiren Osmanlı,istese Camiler dışında,Dinin izin verdiği Hanlar,Hamamlar,Kervansaraylar dışında çok rahatlıkla,sıradan halkın yaşayabileceği mükemmel binalar inşa edebilirdi.)

Beni takip edenler bilir,pek çok kez dile getirdim,bugün Gazete Manşetlerinin ezici çoğunluğu kırmızı-beyaz.Televizyon kanallarının son dakikaları,KJ Altyazıları kırmızı-beyaz.Bakanlık logolorı,Siyasi parti amblemleri kırmızı beyaz...

Ben bu yazıyı kısa keserek meramımı anlatmak istiyorum.Örneğin Seçimlerde oy kullanmaya gittiğimde Okul binalarının iç ve dış cephesine bakıyorum,hepsi Saldım çayıra Mevlam kayıra tarzında! Kimisi mor-gri,kimisi sarı-yeşil,kimisi turuncu-lila...Hiç bir ahenk yok,uyum yok.Devlet Binalarının ezici çoğunluğu böyle.E Devlet böyleyse normal Halk aşağı kalır mı?Herkes kafasına göre bir renk seçmiş,boyatmış geçmiş!-Hoş Ülkemin her yerindeki en son 40 yıl önce boyanmış binaları,boyası sıvası atmış Apartman denilen harabeleri görünce,insan mavi-turuncuya da şükrediyor!(Hem bu binalar niye sürekli iki-üç renk şeritli?Buna kim karar veriyor?Bizim böyle bir kültürümüz mü var ki,atarlı Pakistan Minibüsleri gibi boyuyoruz?)

Ezcümle,biz dinsel dogmalar yüzünden,bu dünyayı güzelleştirmek,Cennete çevirmek gibi bir ideali hiç taşımadık.Sayfalar dolusu yazmak yerine Pragmatik çözümü söyleyeyim,Akdeniz ülkesiyiz,Turizm ülkesiyiz,BEYAZ yapacağız,Böylelikle ahenk olacak,harmoni olacak,Çevre düzenlemesi olacak.Bunu da Halk yapamaz,Devlet yapacak,Kanunla,yasalarla,cezalarla yapacak,başka çaresi yok.Kendi halimize bırakılınca,ya hepimiz kırmızı-beyaz gazeteler örneğinde olduğu gibi işin cılkını çıkarıyoruz,başkası ne yaptıysa aynısını yapıyoruz ya da vurdumduymazlıktan salıyoruz gitsin!Bunu ancak Devlet yapabilir ve yapmalıdır da!

Elbette,e Halk yoksul argümanını duyabiliriz.Zeytinburnu civarı,Halk ağzıyla söyleyeyim,7 milyon liraya daire satmayı biliyorlar ama!Su Elektrik faturası öder gibi Evsahipleri bunu da Paşa paşa ödemeliler ve ödeyeceklerdir de!

Benim bu konulardaki düşüncem budur!

28 Ağustos 2023 Pazartesi

Geleceğin Politikacısına Öğütler!

 Politikaya atılmak isteyen her Üniversite mezunu,dahi gencimize,naçizane,şu tavsiyeleri vermek isterdim:

1-Derin kalın olacak.Miden geniş olacak.Her türlü sözü ya da küfrü hazmedebileceksin.Öyle Paranoidler gibi gururlu-onurlu bir kişiliğin varsa,baştan söyleyeyim hiç bu işlere kalkışma.

2-Nabza göre şerbet vermeyi iyi bileceksin.Hem nalına hem mıhına çakmayı iyi bileceksin.Alevi köyüne gittiğinde,Hacı Bektaş'tan girip Pir Sultan'dan çıkmayı;Çerkez köyüne gittiğinde,Kafkas halklarının kederinden girip Şeyh Şamil'den çıkmayı iyi bileceksin.Cıva gibi olacaksın;bulunduğun kabın şeklini alacaksın.Bukalemun gibi olacaksın;Ortama göre renk değiştireceksin.

3-Çok sağlam,çok güvenilir Akrabaların,Yeğenlerin,Kuzenlerin olacak.Bazı 'Küçük iyilikleri' onların hesabına göndereceksin.Mallar mülkler onların adına kayıtlı olacak.Yanlış anlama,insan Varlıklıysa kuzenine ev alamaz mı Canım?Bu çok önemli.!Öyle,Ben Emekli Tarih Öğretmeniyim.Sandıklar patladı,şans güldü,Ben de Milletvekili oldum,bu maaş bana yeter düşüncesindeysen,Hocam,boşver bu işleri,seni harcarlar,git evinde kitap oku daha iyi!

4-45-50 yaşlarındaysan,Meclise de gelen giden çok olur,25-35 yaş arası kadınlar sana yazılacaktır.E sen de Eşek değilsin,Koskoca Milletvekilisin,arada bir kaçamak yaptığında,asla Otellerde,bilmediğin mekanlarda buluşma.Yeğeninin,Kuzeninin,Şoförünün evini kullan.Zaman kötü(!)Maazallah,Gizli Kamerayla görüntünü alırlar,Sonra hiç böyle şeyler yapmayan,hiç sevişmeyen Necib Türk Milletine rezil olursun!

5-Çok güçlü bir hafızan olacak.Olacak ki,söylediğin yalanları unutmayacaksın.Yoksa Medya seni hep ters köşeye yatırır.

6-Yağ çekmeyi,pohpohlamayı,yaltaklanmayı iyi bileceksin.Gerektiğinde de ana avrat düz gitmeyi bileceksin.Özellikle,senden daha alt Kast'lardaki kişilere,Mesela Meclis Polislerine,Özel Kalem Müdürlerine,Asistanlara,Garsonlara,Güce tapan bu Millete,güçlü olduğunu hissettireceksin.

7-Vs.Vs.

Şimdilik bu kadar.Makyavelli'nin 'Prens' kitabı tarzındaki bu öğütlere daha sonra devam edeceğim.Politika Kitapları oku.Fazla içme.Ve de Uydu Kanal Listesinde NTV'yi ve CNN TÜRK'ü başa almayı unutma.Yolun açık olsun.Sevgiler!

15 Nisan 2023 Cumartesi

Yes The Toxic Brother,My English Is Not Perfect!

 En sonunda söyleyeceğimi,en baştan söyleyeyim:Yemin Ederim ki,Ben Türkler kadar birbirinden nefret eden başka bir ulus daha görmedim.'Türk,Türk'ün kurdudur' diye ilk kim söylemişse,vallahi,Bravo,doğru söylemiş.Bu Adamın heykelini dikmek lazım!Ayrıca 'Türkler ve Cehennem Çukuru' fıkrasını da kim uydurduysa yine haklıymış,Onun da heykelini dikmek lazım,unutulmasın!

Konumuz şu:Bu ülkede başarılı olan ya da bu yolda ilerleyen herkesi Aşağıya çekmek için uğraşan azgın bir güruh var.Bunlara Frenkler, 'Haters' adını veriyor,ki bizim ülkede bunlara,bence 'Keş' demek lazım,çünkü zehirle besleniyorlar ve içlerindeki zehri kusmadıkça rahat edemiyorlar.Gerçek Keşler,Esrarkeşler bile bunların yanında masum kalır.

Ben burada 'yazıyı uzatıp kimseyi sıkmak istemem.Konu çok uzun ve yüzlerce örnekle dolu.Bu ülkede başarılı olmuş,Gazeteci,Yazar,Futbolcu,Anchor,Teknik Direktör,Siyasi Parti Genel Başkanı,Milletvekili,İş İnsanı gibi kişilere sorun,o mevkilere gelebilmek için nelerle uğraşmışlar,neleri yutmuşlar öğrenin.Hakikaten inanılmaz bir 'Kin Coğrafyası' burası ve en ufak hatan da,kelleni almak için bekleyen insanlarla dolu.

Örneğin şu bizim 'İngilizce' meselesi.Ben hayatımda bu İngilizce meselesine bu kadar takıntılı başka bir ulus görmedim.'Pulp Fiction' da bile,dikkatli izlerseniz,bu konuya değinilip,dalga geçilir.Yani durum şu,bu ülkede İngilizce konuşsan bir dert,konuşmasan bir dert!İngilizce Öğrensen bir dert,öğrenmesen bir dert!Nasıl mı?

Diyelim ki,BBC World News Kanalı,İstanbul sokaklarında röportaj yapıyor,İngilizce bilen derdini anlatıyor,Bilmeyen için de kanal çevirmen kullanıyor,sonra da bir Rektör'e,Dekan'a,Profesör'e gidiliyor,işte dananın kuyruğu da burada kopuyor.Adam Dekan olmuş ki,İngilizce biliyor,ama içinde bir şüphe doğuyor,konuşsam mı konuşmasam mı diye tereddüt ediyor,çünkü Cambridge Filoloji Profesörü Keş Hazretler pusuda bekliyor,Acaba nasıl giydiririz diye!Bu da ülkede resmen bir 'İngilizce Anksiyetesi' oluşturuyor.

Konuyu sadeleştireyim.Bu ülkede bir 'Fatih Terim İngilizcesi','Acun Ilıcalı İngilizcesi','Abdullah Gül İngilizcesi' diye bir realite var ve bunu benim gibi İngilizce bilenler iyi anlar.İngilizcesi çok iyi olmayanlarla bu ülkede yıllardır dalga geçiliyor ve absürd olan şu ki,bunu yaparken de Türkçe yazılarak dalga geçilmesi.Madem İngilizce'yi çok iyi biliyorsunuz,'Acun Ilıcalı İngilizcesi'yle' İngilizce yazarak ya da konuşarak dalga geçin de,biz cahiller engin kültürünüzden yararlanalım!Olmaz mı?

Daha dün 'Kenef Sözlük' de şunu gördüm:"LinkedIn'ı yazıldığı gibi okuyan Sığır".Evet Hazret böyle bir başlık açmış ve saydırmış.İyi güzel de,bunu Türkçe yerine,İngilizce yazarak yapsaydın (İngilizce 'Yazıldığı gibi okunan' nasıl yazılır dı ya?)daha iyi olmaz mıydı, Keş Kardeş?Böylelikle biz de öğrenmiş olurduk değil mi,Kuzum?

Şimdi ben Neden İngilizce Öğrenemiyoruz,Anlıyorum ama konuşamıyorum gibi eğitim sistemi ile ilgili konulara girmeyeceğim.Bunları zaten ülke 40 yıldır tartışıyor.Ben konunun Etik kısmındayım ve demek istediğim şu:Hepimiz Klavye kullanıyoruz ve Klavye kullanırken nasıl arada sırada hata yapıyorsak,İngilizce konuşurken ya da yazarken hata yapmamız da o derece normal bir durumdur ve bunda utanılacak sıkılacak bir şey yoktur.İngilizce konuşurken 'Ya acaba incredible mı desem unbelievable mi desem?' diye kendinizden şüphe etmeye başlarsanız,zaten İngilizce konuşamazsınız ve beyniniz Arap Saçına döner.İngilizce hata yapmanız,'in' ve 'on' u sürekli karıştırmanız normaldir ve Hiç bir İngiliz de sizi bunun için küçümsemez.Hem Mükemmel İngilizce konuşacak olsaydınız,Tanrı sizi İngiliz yaratırdı,Türk,Arap,Grek ya da Rus değil!

Sözün özü,İngilizce öğrenmek için binlerce lira harcıyorsunuz ve bunu da sadece susmak için yapıyorsunuz.Yeditepe,Bilkent,Boğaziçi bitirmiş arkadaşlar görüyorum,Ders Metinlerini iyi derecede okuyup anlıyorlar,ama iş konuşmaya ve yazmaya gelince 'Are you Sex?' düzeyinde kalıyorlar.Bu tamamen Psikolojik bir durum ve Özgüven eksikliğiyle ilgili.Benim Tavsiyem,rahat olun,cümleyle anlatamıyorsanız kelimeyle anlatın ve en önemlisi,kasmayın,salın gitsin!Hiç kimse sizden İngiliz Lordu olmanızı beklemiyor!

Son olarak da bizim Keş'lere bir sözüm var.'Sana yapılmasını istemediğin şeyi,sen de başkasına yapma' ahlakı,benim için bir kanundur.Aynı durumda siz olsanız ve size bunları yapsalar,'Sometimes What Can I Do?' gibi Caps'lere konu olsanız,hoşunuza gider miydi?İnsanları rahat bırakın ve Sözlüklerden,Bilgisayar Oyunlarından kafanızı kaldırıp,biraz kitap okuyun ki,İnsan sevgisi sizi bulsun!

Benden bu kadar!

20 Ocak 2023 Cuma

Nasyonal Demokrat Parti Sunar(!)

 Değerli Yurttaşlarımız,az zamanda büyük işler başardık! Ankara'nın en ünlü Ocakbaşı ve Steak House'larında,kebap,rakı ve şalgam suyu eşliğinde yaptığımız uzun istişareler sonunda Partimizin kuruluşunu gerçekleştirdik.Vatana hayırlı olsun!

Burada siz Nazi Yoldaşlarımızı,Pardon 'Dava Arkadaşlarımızı' fazla sıkmadan,Parti Programımızda da yer alan ilkeleri ve vaatlerimizi kısaca Kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.Elbette bunlar sadece bir başlangıç;Partimiz tanındıkça yeni ilkelerimizi ve seçim bildirgelerimizi,'update' edeceğiz,pardon güncelleyeceğiz.(Kim yazdı bu metni,Update ne ya?Bunun Türkçesi yok mu?Nasıl Türkçü Bir Parti olacağız?Bunu yazanın topuğuna sıkın akıllansın!)

1:Çocuklarınız doğar doğmaz bize aittir!Çocuklarımız için yeni 'Börte Çine Anaokulu','Asena Kreşi' ve 'Şeyh Şamil Lisesi' gibi yatılı eğitim kurumları oluşturacağız.Çocuklar burada Ömer Seyfettin'in 'Başını Vermeyen Şehit' öyküsü gibi küçük çocukların psikolojisine 'son derece yararlı' öykülerle büyüyecekler.

2:Her yere Büyük Türk Büyüklerinden Yusuf Akçura,Ağaoğlu Ahmet,Hüseyinzade Ali Bey,Gaspıralı İsmail,Ziya Gökalp heykelleri dikeceğiz.(Ziya Gökalp koymayalım demedim mi?Kendisi,malum,Doğuludur,tartışma yaratır.Bunu yazanın diğer topuğuna da sıkın!)

3:Biz elbette Batı Karşıtı Bir Parti değiliz.Batı'nın iyi Audi'lerinden,pardon yönlerinden yararlanacağız.Okullarda,Sokrates,Platon,Ezra Pound,Knut Hamsun,Heidegger,Darwin,Nietzsche gibi değerli yazarları ve düşünürleri okutacağız.

4:İttihad ve Terakki ve 1923-1950 Arası CHP Bize güzel bir miras bırakmıştır,ama yetmez.Biz bunları bile aşmış bir partiyiz ve geçmişe değil geleceğe bakıyoruz.

5:İktidara geldiğimizde ilk işimiz,herkes sakalını bıyığını kesecek.Erkekler Sıfır numara saç traşı olacak ve herkes zorunlu asker postalı giyecek.

6:Müzik Kanallarında Sefai,Osman Öztunç,Hilmi Şahballı gibi sanatçıların şarkıları çalınacak.

7:Enver Paşa,Talat Paşa,Cemal Paşa ve Atatürk bizim önderlerimizdir ama biz bunları bile aştık,mesela Adolf Hitler'in Kavgam kitabını serbest bırakacağız,isteyen okusun.(Ya bu zaten serbest!Bunu kim eklediyse önce kafasına sıkın,özür dilemezse,topuklarına sıkın!)

8:Kısaca,Biz Alemlere Nizam Vermek için geliyoruz.Ordumuz en az 10 milyon Askerden oluşacak ve dünyaya gücümüzü kanıtlayacağız.vs.vs.

Evet yurttaşlarımız,Biz,Nasyonal Demokrat Parti olarak böylesi kutsal bir yola çıktık ve istenirse Vatan Partisi gibi partilerle de ittifak yapabiliriz.İlerleyen günlerde daha çok vaatlerle karşınızda olacağız.Tengri utandırmasın!Sağolun!Varolun!

13 Aralık 2022 Salı

Toksik Kültür

 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyorsundur,kampüs bahçesinde arkadaşlarla oturup sohbet ederken,illaki birileri çıkar 'Bu Sivas'da okunur mu ya,Hava buz gibi,şu Hoca kötü,şu Hoca manyak,doğru dürüst içkili bir restaurant bile yok,yurdun suları hiç sıcak akmıyor,manitayla yürüyoruz dik dik bakıyorlar' vs. gibi şeyler söyler,sen de 'beğenmiyorsan çekip gidebilirsin' diyemezsin,toksini yutup derse girersin.

ATT olmuşsundur,Almanya'da bir Hastane'ye girip çalışmak için Almanca Kurslarına gidiyorsundur,komşunun Almancı oğlu gelir,sohbette 'Almanya bitti,sokaklarda yatıyorlar,bir kutu çikolata 20 Euro,biz bile geri dönüş yapacağız da,kızın okulu var,o yüzden kalıyoruz'der,sen toksini yutarsın,o ise tatili biter bitmez Kreuzberg'e geri döner.Üstelik bunlar da işsizlik maaşı,yok bilmem ne desteği,yok bilmem ne katkısıyla Alman Sosyal Devletinin iliğini kemiğini sömüren insanlardır.

'Ben Hacettepe Üniversitesi'nde Türk Halkbilimi okuyacağım,çünkü ilgi alanım bu.Kitaplar yazacağım,mesela bir 'Muazzez İlmiye Çığ' gibi ünlü olacağım,Türk Kültürü'nü Dünyaya tanıtacağım' dersin,duyanlar,'Sen kafayı mı yedin?Onu okuyup ne yapacaksın,Liselerde 'Folklor' mu oynayacaksın,neyle geçineceksin?'derler ve sen toksini yutup,hiç sevmediğin bir bölümde okumaya başlarsın.

Askerlikten sonra hayata atılmak istersin 'Ben bir İşletmeci olacağım,Param da var,Bir Bowling Salonu açacağım' dersin,Amcan,Dayın duyar,seni ortalarına alıp 'Esnaflık Öldü,algısı var vergisi var,sen o parayla bir ev al,sonra da gir bir işe çalış' derler,sen toksini yutarsın,hiç sevmediğin bir işte çalışıp hayatını harcarsın.

Anadolu'da yaşarsın,'Ben İstanbul'a yerleşeceğim,orada hayatımı geçirmek istiyorum' dersin,İstanbullu Teyze oğlun,'İstanbul öldü,Ne idüğü belirsiz insan dolu,2 saatte işe gidiyoruz,3 saatte işten dönüyoruz.Boşver!' der ve sen yine toksini yutup,hiç sevmediğin şehirlerde ömrünü tüketirsin.

Yani Sevgili Okur,'Ben Arkeoloji okuyacağım' dersin,Vazgeçirirler,'Sanat Tarihi okuyacağım'dersin,gülerler;Şu Kızı sevdim dersin,'Davul bile dengi dengine' derler,istemezler,'Ben Astana'ya yerleşip ticaret yapacağım' dersin,'O nerede?' derler,'Şu DACİA'yı alacağım' dersin 'Oğlum o teneke' derler,hevesini kursağında bırakırlar.

Ezcümle,bizim kültürümüz bir 'Toksik Kültür' den oluşur,insanın yaşam enerjisini alırlar,mutlu olmanı engellerler ve bu toksinlerden kurtulmak için de tek çözüm,biraz başına buyruk olmaktır,diğer insanların fikirlerini umursamamaktır.Artık bizden geçti,ama gelecek nesiller için söylüyorum,çocuklarınızı özgür bırakın ve vıcık vıcık ilişkilerden kaçının.İngilizce'de en sevdiğim kelimelerden biri 'Headstrong' dur.Bizde öyle nesiller yetiştirmeliyiz ki bu sözcüğe layık olsun!

15 Kasım 2022 Salı

Pardon,Lavabo Ne Tarafta?

 Ailevi Kumpas-Mafya-Aşiret dizilerini izliyor musunuz?Elbette izliyorsunuz,yoksa ülkem Alamut Kalesi'nden ipini koparmış Haşhaşi tipli insanlarla dolu olmazdı!Yinede dizi izlemek,özellikle bu dizileri izlemek kötü bir şey olmayabilir,yeter ki elinize testereyi alıp Kayınpederinizi kesmeyin!

İşte bu dizilerde,daha doğrusu tüm yerli dizilerde bir şey dikkatimi çekiyor:Dizide kan gövdeyi götürüyor,kumpaslar çevriliyor;ihanetler,entrikalar,Bizans Oyunları dönüyor,küfürler havada uçuşuyor,sonra da oyuncular sanki çok kibar bir milletmişiz gibi,tuvalete gideceklerinde,'Pardon,Lavabo Ne Tarafta?' diye soruyor.Sanki biraz önce baldızını bıçaklayan ya da karşı aşiretin ağasını vinç'te sallandıran psikopat o değil!Ayrıca herkes bu kadar kibar,bu kadar uygarsa, o zaman bu Kaleşnikoflar,Barettalar,Uziler bu dizilerde ne arıyor?

Efendim,Bizde hep her şeyin taklidini yapmak caiz olduğu için,Medeniyette bir taklitten ibarettir.Bizde her şey İmitasyon bir Medeniyet Ülküsüne dayanır ve rol yapmak bizlerin yazgısında vardır.Bizde medeni insan rolü yaparak sanki Medeniyeti yakalayabileceğimizi sanırız.Oysaki Medeniyet;Düşünce Özgürlüğüyle,Bilim'de,Teknik'de,Mimari'de,Aksiyoloji'de,Çevre Düzenlemesi'nde,Sanayi'de ilerlemeyle olur;öyle çakma Kibarlık Budalası tripleriyle değil!

Düşünün,masada oturuyor,arkadaşlarıyla küfürlü konuşuyor,Mesela Romanlara küfrediyor,onunla bununla alay ediyor,sonra da Garsona dönüp 'Pardon,Lavabo Ne Tarafta?' diye soruyor.Sen önce Medeniyetin ikiyüzlü kibarlık değil,Azınlıklara,Farklılıklara saygı duymak olduğunu öğrensene!Hem Batı'yı taklit edeceksen tam yap ve Amerikalılar gibi 'I am gonna pee' de kalk masadan, ama İzmir-Torbalılı bir Afro-Türk Başkan seçmeyi unutmadan!

İşte kültürel hayatımız o kadar absürd ki,küçücük bir örneğin bile irdelenmesi bize neler gösteriyor.Hem anlamadığım bir şey var,Niye Lavaboyu soruyorsun ki?Madem kibar olacaksın 'Pardon,WC Ne Tarafta?Pardon Pisuar ne tarafta?Pardon,Klozet ne tarafta?' diye sorsan olmaz mı?Lavaboyu ne yapacaksın?Gidip işini lavaboda mı göreceksin?

10 Kasım 2022 Perşembe

MAKE A DIFFERENCE!

 Bülent Ersoy'a 'Diva' diyorlar.Ajda Pekkan'a da Diva diyorlar;Emel Sayın'a da!90'lar'da Fenerbahçeli Oğuz Çetin'e 'İmparator' diyorlardı.Şimdi Fatih Terim de İmparator,İbrahim Tatlıses de.Tıpkı onlarca futbolcu ve aktörün 'Kral' olması gibi!

Bir zamanlar 'Manisa Tarzanı' ünlüydü,filmini bile çektiler.Çocukluğumda kentimizde de bir Tarzan vardı,saç baş dağınık parkta yatardı;onlarca kentte,onlarca Tarzan saç baş dağınık gezerdi.

Kore'ye gittiler,savaştılar,ülkede yüzlerce 'Koreli Ahmet' oldu;Almanya'da çalıştılar,hepsinin lakabı 'Almancı' oldu.

Ülkemde yüzlerce Futbol Kulübü'nün adı,'Orduspor' örneğinde olduğu gibi,'Spor' terimiyle bitiyor.İnsan bir 'Chicago Bulls' ya da 'Houston Rockets' tadı arıyor,bulamıyor.

Ülkemde milyonlarca insan hepsi birbirinin aynı,iki üç renk boyalı,Pakistan Minibüsü gibi atarlı apartmanlarda yaşıyor.Yıllara göre gençliğin hepsi birden aynı saç stilleriyle,aynı telefon markalarıyla geziyor.Pop'çular,Taliban Devlet Sanatçısı gibi sakallı;Kızlar,tayt bot 'Hürrem Saçı' üçgeninde kısıtlı.

Recep İvedik meşhur oluyor,herkes birbirine 'Adam aynı Recep İvedik' diye misal veriyor.Bir yarışma sunucusu 'Emin misin?Son Kararın mı?' diyor;yıl 2022 oluyor,hala bunları tekrarlayıp gülen çıkıyor.'Oğlum bak git!' ya da 'Piston aşağıya indi' ye güldükleri gibi!

Siyasetçilerimiz özellikle Batılıların yanında 'Farklılıklarımız Zenginliğimizdir' vurgusu yapıyor.Oysa bu ülkede farklılık var mı sizce?Biz 40 kişiyiz birbirimizi iyi biliriz hesabı,aslında aynıyız.İcat çıkarma diye diye,Eski köye yeni adet getirme diye diye susturulmuşuz ve Tarih boyunca,bir toplu iğne bile icat edemeden,taklitle,oradan buradan arakla,copy-paste kültürle yaşamışız.Ne zaman ki farklılığı ve yaratıcılığı teşvik ederiz,her farklı düşünene 'Marjinal' yaftalamasından vazgeçeriz, o zaman Kürt Meselesi'ni de çözeriz,Seküler-Dindar kutuplaşmasını da.Haksız mıyım?

Hadi Tartışalım,Beretta'm Hazır!

 İngilizce öğrenmeye ilk başladığım zamanlarda,"Oxford University Press NewHeadway" serisi kitaplarında,"Let's discuss th...